Gün içinde hissettiğiniz o sebepsiz gerginlik, hırçınlık, tedirgin ya da gergin ruh halinin bir sebebi var aslında: Susuzluk!
· Kısa süreli ve düşük düzeyde bir susuzluk bile konsantrasyonumuzu olumsuz etkiler, motivasyonumuzu düşürür, kendimizi yorgun ve tahammülsüz hissetmemize yol açar. Bu durumun altında basit bilimsel bir gerçek yatar. Beynimizin büyük bir kısmı sudan oluşur ve susuz kaldığında beynin işleyişi bundan hemen etkilenir. Beyin hücreleri susuz kaldığında büzüşür ve nöronlar arasındaki iletişim zorlaşır. Bu da düşünme hızının yavaşlaması anlamına gelir.
· Susuzluk kan akışı ve oksijenlenmeyi de olumsuz etkiler. Bu odaklanmanın azalması demektir.
· Su seviyesi düştüğünde vücut bunu bir tehdit olarak algılar. Kortizol yani stres hormonu seviyemiz artar. Hissettiğimiz o gerginlik, tedirginlik, hırçınlık değişen hormon seviyelerinden kaynaklanır. Kafamız karışır, moralimiz düşer, huzursuz hissederiz.
· Susuzluk dikkat süremizi kısaltır, öğrendiklerimizi hafızamıza almamıza engel olur, reflekslerimiz zayıflar, karar almakta zorlanırız…
· Susuz kalmanın belirtisi susuz hissetmektir diye bilsek de aslında baş ağrısı ve zihinsel performans kaybı susuzluk hissinden önce gelebilir.
· Eğer diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklarınız varsa susuzluk vücudunuz için daha ağır bir yük haline gelebilir.
Neyse ki bu durumu tersine çevirmek zannedilen kadar zor değil. Susuzluk sizi mental olarak zorladığı an durun ve bir bardak suyu yudum yudum içmeye başlayın. Aslında genel olarak günlük ihtiyacı gün içine yudum yudum bölmek en iyisidir. Bir litre suyu bir anda içmek vücut için fayda değil zarar oluşturur. Berrak bir zihin, iyi bir konsantrasyon, yüksek moral için en iyisi suyu gün içine bölerek içmektir.
Su içmeyi hatırlatacak uygulamalar, masa üzerinde bir sürahi ve bardak… bu önemli görev için doğru bir başlangıç olacaktır.