Günümüzde nostaljik bir tat olarak sevilen ve daha çok kış aylarında tüketilen, geleneksel bir Türk içeceği olan bozanın tarihi Orta Asya’ya, Türk göçebe topluluklarına dayanıyor.
Osmanlı döneminde altın çağını yaşayan boza için birçok imalathane açılmıştır. 1876 yılında İstanbul'da açılan Vefa Bozacısı, bozanın günümüzdeki halini belirlemiş ve bozayı geleneksel bir içecek haline getirmiştir. Boza, sadece Türkiye’de değil, Balkan ülkelerinde ve diğer Türk cumhuriyetlerinde de tüketilir.
Boza nasıl yapılır?
Mısır irmiği olarak da bilinen darı irmiği, su ve şeker kullanılarak yapılan bozanın yapım aşaması darı irmiğinin su ile kaynatılarak lapa haline getirilmesiyle başlar. Ardından maya ilave edilir ve bu karışım belli bir sıcaklıkta mayalanmaya bırakılır. Mayalanma sürecinde ekşimsi bir tada dönüşen boza, ardından şeker ve su ilavesiyle kıvamı ayarlanıp soğutularak servis edilir.
Besin değeri nedir?
Boza; karbonhidrat, protein, B grubu vitaminleri, laktik asit ve kalori içerir. Mayalanma nedeniyle nişasta şurubu içeren boza, enerji verir. Kullanılan tahıla bağlı olarak bitkisel protein içeren bozanın mayalanma süreci B grubu vitaminlerin sentezlenmesini artırır. Probiyotik etki gösteren laktik asit sindirim sistemi için faydalıdır. Kalori miktarı ise şeker ilavesine göre değişkenlik gösterir.
Soğuk olarak tüketilen, ferahlatıcı ve besleyici bir içecek olan boza, kıvamını dengelediği ve lezzetini artırdığı düşünüldüğü için üzerine tarçın serpilip leblebi eklenerek içilir.
Geleneksel kültürümüzün bir parçası olan boza her ne kadar su ile yapılıyor olsa da suyun yerine konmamalı ve su tüketimi azaltılmamalıdır. Özellikle kış mevsiminde su dengeli olarak tüketilmeye devam edilmeli, kaliteli bir su arıtma cihazı ile arıtılan ve mineral ile zenginleşmiş sular tercih edilmelidir.